Günü: Pazar
Vakti: Güneş
Okunma Zamanları: Sabah ve İkindi sonrası
Ebced değeri ve Günde zikir sayısı: 66
Anlamı: Tüm isim ve sıfatlan kendinde toplayan yüce Allah'ın zatının, başka hiçbir varlığa verilemeyen ismidir.
Kerameti: Allah, Allah… diyerek Yardım isteme, aman ve ah gibi medet talep etmeyi ifade eder.
Allah | el- İlah İsminin Anlamı
Allah | el- İlah İsminin Anlamı
ALLAH(c.c): Kendisinden başka ilâh olmayan, her şeyin gerçek sahibi, yaratıcısı ve kendisinden başka ibadete layık olmayan mahlukatın tek mabudu… Lafza-i Celâl olarak da anılan Allah ismi Kur'an'da 2697 kez geçmektedir. Buna açık ve gizli zamirlerle kullanımı da ilave edersek bu rakam 6000 bulur. Gerçekte Kur'an'ın tamamı da Allah ismini bütün yönleriyle bize tanıtmaktadır. Kur'an'daki 114 süre yani yaklaşık 6 bin küsur ayetin hepsi Allah'ın değişik özelliklerini, evrene ve insan hayatına müdahale etmesini anlatmaktadır. Allah ismini tam olarak tanımak ancak Kur'an'ın tamamını anlayarak okumakla mümkündür. İnsanın, dünyanın, kainatın, görünen veya görünmeyen bütün varlıkların yaratıcısı… Bu yüzden “Allah” ismi şerifi, özel bir yere ve anlama sahiptir. Allah’ın zatına mahsus, Allah’tan başka hiçbir kimseye ve hiçbir varlığa bu isim verilemez. Hiçbir dilde de eş anlamlısı yani adaşı yoktur. Bu isme İsm-i Cami' de denir.“Göklerin, yerin ve bunlar arasındaki şeylerin Rabbidir Ol O’na kulluk/ibadet et ve O’na İbadette sabırlı ol. O’na adaş olacak birini biliyor musun? (Meryem, 19:65)ayetinde de vurgulandığı gibi, Onun adaşı yoktur. Allah lafzının kökü ve aslı hakkında birçok Arap dilbilimci ve müsteşrik çalışma yapmış ve bir çok görüş beyan etmişlerdir. Bu görüşlerin önemlilerini şöyle sıralayabiliriz: 1-Allah ismi herhangi bir kelimeden türememiştir, camid bir isimdir. Âlem yani zata delalet eden özel isimdir. Beyhâki, el-Halil ve Hattabî'nin bu görüşe sahip olduğunu söyler. Zeccâcî, Ebû Osman el-Mâzinî'nin de bunu savunduğunu söyler. 2-Allah ismi, "Kulluk ve ibadet etmek" anlamına gelen ( elehe - ye'lehu), veya "hayret ve şaşkınlık içinde kalmak, gönülden bağlanıp sığınmak" anlamlarına gelen ( elihe- ye'lehu ) ve ( velihe-yevlehu ) köklerinden ism-i meful manasında bir mastar olan "ilâh" kelimesinden türemiştir. 3-Allah ismi "gizlenmek, perdelenmek, beşeri kabiliyetlerin ihata sahasının dışında, duygu ve idrakin ötesinde olmak, yükselmek ve yüce olmak" 68 anlamlarına gelen ( lâhe - yelîhu ) kelimesinden türetilmiştir. Bu, Sibeveyh'in görüşüdür. 4-Allah isminin Arapça olmayıp muarreb bir kelime olduğunu söyleyenler de vardır. Bunlara göre Allah ismi, Süryanice "Lâhe", Aramice "Alâha" ve İbranice tanrılar anlamına gelen "Elohim" kelimelerinden türemiştir Günümüzde Allah‟ın varlığı konusunda tartışmaya girenler pek azdır ve bunlar tarih boyunca azınlık halinde kalmışlardır. Ancak Allah hakkında esas sapma, hayatla ilgili konularda Allah‟ın emirlerinin yerine başkalarının emirlerine teslim olmada ortaya çıkmaktadır. O’nun “Allah” olması, tapılmaya ve kulluk edilmeye layık olması kendiliğindendir. İnsanlar, ister Allah’ı mabut tanısınlar, isterse tanımasınlar, O bizatihi mabuttur. O’na her şey ibadet ve kulluk borçludur. Allah (c.c), Ezelidir; yani varlığının başlangıcı yoktur. Çünkü yaratılmamıştır. Hiçbir şey yok iken O vardı. Varlığına bir başlangıç koymak mümkün değildir. Çünkü varlığın sahibi ve yaratıcısı, başlatıcısı O’dur. Allah (c.c), Ebedidir; yani varlığının başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. Allah (c.c) kimseye ve hiçbir bağlı olmadığı gibi, hiçbir şeye de muhtaç değildir. Onun İlmi, iradesi ve kudreti de sonsuzdur. Her şeyi ve herkesin yaptıklarını, yapmadıklarını, her halini görür ve bilir. Kuran-Kerim’de her şeyin “Allah (c.c) tespih ettiğini” bildiren ayetler var. Bunlardan birinde şöyle denilmektedir:
“Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O’nu tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, O’nu överek tespih etmesin; fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz. O Halîm’dir, Gafûr’dur.”(İsra, 17:44)
“Görmedin mi, göklerdeki ve yerdeki şuurlular da bölük bölük olmuş kuşlar da Allah’ı tespih etmektedir. Her biri kendine özgü duasını, kendine özgü tespihini bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilmektedir.”(Nur, 24:41)Yerde ve gökte bulunan, canlı veya cansız bütün varlıklar Allah’ı zikretmektedir. İnsan sabah, akşam onu anmalı, sürekli hatırlayıp teşbih etmelidir…
“Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah’ı teşbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur.”(Rum, 30:17-18)
“O’nu sabah-akşam teşbih edin!”(Ahzab, 33:42)Allah ’ı anıp zikreden vefalı kulların arasına girmek, hem bize düşen görevlerden hem de yapılabilecek en güzel İşlerden biri olacaktır:
“Bizim ayetlerimize o kimseler İnanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve Hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamd ile teşbih ederler.”(Secde,32:15)Allah (c.c), Adil-I Mutlaktır.
Allah | el- İlah Dua ve Zikirleri
Allah | el- İlah Dua ve Zikirleri
Ebced değeri ve zikir miktarı (66), Zikir saati Güneştir. Güneş saati Pazardır. Yalnızca “Allah”demek, zikrin nezaketine uymadıği için Ona çağırma, seslenme, yardım isteme eki olarak nida harfi olan “Yâ: Ey”eklenerek “Yâ Allah” şeklinde zikredilmelidir. Peygamberimiz (s.a.v) zaman zaman Allah ismi ile dua yapardı. Ama daha çok duasına “Allahümme “ veya “ Ya Rabbi “ ile başlardı. Hadis kitaplarının dua ve zikir bölümleri “Allahümme “ ile başlayan dualarla doludur. Peygamberimiz (s.a.v) tam bir anlamı olan cümlelerle zikir yapmıştır.” Lâ ilahe illallah”, “Sübhânallah”, “Elhamdulillah”, “Allahu ekber”,”Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh”,”Estağfirullah” gibi zikir çeşitleri kaynaklarda sık sık geçmektedir.Yeryüzünde Allah Allah denildikçe kıyamet kopmaz. Müslim, İman;234, Tirmizi, Fiten; 35.
Yeryüzünde Lâ ilâhe illallah denildikçe kıyamet kopmaz.Hakim el-Müstedrek 8590.Peygamberimiz (s.a.v) sıkıntılı olduğu durumlarda Allah ismi ile şöyle dua ederdi :
" Allah" a sığınırım Allah‟a. O‟na hiçbir şeyi ortak koşmam. Ebû Davud, 1525.Hz. Ali‟den rivayet edilen, unutma anında okunması gereken duada Peygamberimiz (s.a.v) Allah adı ile başlayarak şöyle dua ediyor:
“Ey Allah! Ey Rahmân! Celâlin ve cemâlinin nuru hakkı için senden kitabını bana öğrettiğin gibi hafızamda tutmamı ve razı olduğun şekilde okumamı nasip etmeni istiyorum. Ey Allah! Ey Rahmân! Senden kitabınla gözlerimi aydınlatmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimden üzüntüyü gidermeni, göğsümü ferahlandırmanı ve bedenimi yıkamanı diliyorum. Zira hakkı bulmakta ancak Sen yardımcı olursun, onu bana ancak Sen verirsin. Güç, kuvvet ve hareket ancak Allah iledir.” Tirmizi, c. 6, Hadis No: 3803Peygamber (s.a.v) bir gün mescide girmişti. Namazını bitirmek üzere iken teşehhütte selamdan önce şöyle dua eden bir adam gördü:
“Allahım! Ey Allah! Sen birsin, teksin, Samed olan, doğurmayan, doğurulmayan Sensin. Hiçbir eşi ve benzeri olmayansın. Senden günahlarımı bağışlamanı istiyorum. şüphesiz ki Sen çok bağışlayan ve çok acıyansın.”Rasulullah (s.a.v): “Bu adam üç kere bağışlandı” buyurdu. Ebû Davud, Salat: 358 Ebced değerinin 66 olmasının bazı hatırlattığı şeyler var. Mesela: Öteden beri İslam nişanı olarak gelen “Hilal” kelimesi ile Arapça yazıldığı takdirde aynı harflerle yazılan “Lale” de 66 Ebcedî değere sahiptirler. Halk arasındaki “işi 66’ya bağlamak” tabiri de galiba işini Allah’a havale etmek, yani işin kolayını buldun veya sağlam yere sırtını dayadın anlamında kullanılmış olsa gerektir. Çünkü OsmanlI Devletinde bu tür şeylerle meşgul olan şair ve edebiyatçılarda ebced ve Cifir ile uğraşıp tarih düşürme ve tevafuklarla iş görme meşhur olmuştur.