Endonezya Nasıl Müslüman Oldu?

Yönetici · · 1 dk okuma
Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Endonezya’ya gitti, oraya yerleşti. İşini orada devam ettirdi. Kumaşları kaliteliydi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi. Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan. Merak etti, sordu:
– Hangi kumaştan sattın ? – Şu kumaştan efendim. – Metresini kaça verdin ? – On akçeye. – Nasıl olur ? ” diye hayret etti, – Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Bize hakkı geçmiş adamcağızın. Görsen tanır mısın onu?
Eleman gitti, müşteriyi buldu, getirdi. Dükkan sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, helâllik istedi ve fazla parayı müşteriye uzattı. Müşteri şaşırmıştı. Böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyordu. – Ne demekti hakkını helâl et ? Olay kısa sürede dilden dile dolaştı. Çok geçmeden kralın kulağına kadar vardı. Sonunda kral kumaş tüccarını saraya çağırdı. Kral sordu: – Sizin yaptığınız bu davranışı daha önce biz ne duyduk, ne de gördük. Bunun aslı nedir ? – Ben, dedi tüccar, bir Müslüman’ım. İslâm dini böyle emreder. Müşterinin bana hakkı geçmişti. Dolayısıyla kazancıma haram girmişti. Ben sadece bir yanlışı düzelttim. Kral, – İslâm nedir, Müslümanlık nedir ? gibi peş peşe sorular sordu. Birer birer sorularını cevapladı. Kral ilk defa duyuyordu böyle bir dinin varlığını. Fazla zaman geçirmeden İslâm’ı kabul etti. Daha sonra kısa süre içinde de halk Müslüman oldu.
250 milyonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya’nın Müslümanlığı kabul etmesindeki sır sadece beş akçelik kumaştı. Yapılan tek şey vardı sadece: İnandığı gibi yaşamak, sahip olduğu güzellikleri çevresiyle paylaşmaktı. Efendimizin müjdesi herkese açık: “Doğru ve güvenilir tüccar, kıyamet gününde peygamberler, sıddıklar (doğrular) ve şehitlerle beraberdir.” Yani, asıl etkili olan söz dili değil, hal diliydi. Konuşmaktan çok yaşamaktı. Anlatmaktan ziyade davranış dilinin devreye girmesiydi.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu kıssada Endonezya'nın İslam'la nasıl tanıştığı anlatılıyor?
Dürüst ve kanaatkâr bir Müslüman tüccarın hata fark ettiğinde müşterisine fazla parayı iade etmesi, halkı derinden etkilemiş ve bu güzel ahlak İslam'ın yayılmasına vesile olmuştur.
Tüccarın dürüstlüğü neden bu kadar etkili olmuştur?
Müşteri beş akçelik kumaşı on akçeye almıştı; tüccar bunu öğrenince özür dileyerek fazla parayı iade etti. Bu davranış o kültürde hiç görülmemiş bir dürüstlük olduğundan insanlar İslam'ı merak etmeye başladı.
Bu kıssanın İslam ahlakı açısından önemi nedir?
Kıssa, İslam'ın yalnızca söz ve davetname ile değil, yaşanılan güzel ahlak ve dürüstlükle de yayıldığını gösteren örnek bir tablodur; helal kazanç ve insaf ticarette en etkili davet aracıdır.

Yorumlar

Henüz yorum yok
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanır.

İlk yorumu siz yazın

Bu yazı hakkındaki düşünceleriniz başkalarına da yol gösterir.

Giriş Yap

Hesabına erişmek için bilgilerini gir.

Şifremi unuttum
Hesabın yok mu? Üye Ol

Üye Ol

Birkaç saniyede ücretsiz hesabını oluştur.

Zaten üye misin? Giriş Yap