Tesettürde ölçüyü Allah ve Resûlü Hz. Muhammed belirler. Zira, tesettür bir ibadettir; bu nedenle nasıl ve ne kadar olacağını diğer ibadetler gibi Kuran ve hadislerden öğreniyoruz.
Allah ve Resûl’ünün belirlediği ve uygulamamız gereken tesettürde ölçüleri şu şekildedir :
Kadın ve Erkeğin Avret Yerinin Sınırları Nerelerdir?
Bir erkeğin, kadın olsun erkek olsun başkasına karşı avreti Hanefilere göre göbeğinin altından diz kapağının altına kadardır. Diz avrete dahildir, göbek değildir (Zeylai, Tebyinü’l-hakaik, I, 96). Nitekim bir hadiste: “Göbekle iki diz arası avret yeridir.” buyurulmuştur (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 18). Bu, vücudun örtülmesi gereken asgari bölgesini belirler. Daha fazlasını örtmek ise müstehaptır. Şafii mezhebine göre ise, erkeğin avret mahalli, dizleriyle göbek arası olan kısımdır. Buna göbek ve diz dahil değildir. Ancak Şafiiler, bir gereklilik olmaması halinde kadınların, yabancı erkeklerin yüz ile el ve ayaklarının dışındaki yerlerine bakmalarını caiz görmemişlerdir (Nevevi, el-Mecmu’, III, 168; Şirbini, Muüğni’l-muhtac, III, 132). Kadının yabancı erkeklere karşı avret mahalli, el ile yüzü dışındaki bütün bedenidir. Kuvvetli görüşe göre ayaklar da örtülmesi gereken yerlerin dışında tutulmuştur. Zaruret ve ihtiyaç olmadan bu yerlerin dışındaki uzuvlarını yabancılara (mahremi olmayan erkeklere) göstermeleri caiz değildir. Kadının kadına karşı avret mahalli, diz kapağı ile göbek arasıdır. (Kasani, Bedaiü’s-sanai’, V, 124). Müslüman kadınların Müslüman olmayan kadınlara göre avreti, yabancı erkeklere karşı olan avreti gibidir. Kadınların saç-baş, kulak, boyun, kol ve incikler gibi vücut kısımlarının, mahremleri olan erkekler tarafından görülmesinde bir sakınca yoktur (Kasani, Bedaiü’s-sanai’, V, 121). Erkek olsun, kız olsun bebeklerin avreti yoktur. Bebeklikten çıkmış fakat henüz “müşteha” (cinsel arzu duyulacak konumda) olmayan küçüklerin ise sadece ön ve arka mahalleri avret sayılır (İbn Nüceym, el-Bahru’r-raik, I, 285).Kadınların zinet yerleri diye bilinen yüz, el ve ayaklarıyla, iş ve hizmet anında başının, saçının, kulaklarının, boynunun, kollarının ve inciklerinin mahremleri tarafından görülmesinde bir sakınca yoktur (Nur, 24/31).Ancak fitne endişesi varsa kadının gerekli tedbirleri alması ve örtünmeye daha özen göstermesi gerekir (Kasani, Bedaiü’s-sanai’, V, 120-121).
Kadının mahremi olan kimseler Nur Suresi’nin 31. ayetinde şöyle sıralanmaktadır:
[tie_list type="checklist"]- Kocası
- Babası
- Kocanın babası, babasının babası
- Kendi oğulları, oğullarının oğulları
- Kocasının oğulları (üvey oğulları) ve onların çocukları
- Erkek kardeşi ve onların oğulları
- Kız kardeşin oğulları ve onların oğulları
- Müslüman kadınlar
- Kadınlara ilgisi kalmamış yaşlı erkekler
- Cinsellik konusunda henüz fikir sahibi olmayan küçük çocuklar
Tesettürde Kıyafet Ölçüsü Nedir?
Bizim anlayabildiğimiz kadarıyla, İslâm’da kıyafetin ismi ve resmi mühim değildir. Mühim olan vasfıdır. Yâni, el yüz dışındaki bütün bedeni örtüyor mu, vücut hatlarını belli etmeyecek genişlik ve uzunlukta bedeni kaplıyor mu? Aranan vasıf budur. Bir elbise böyle ise, yâni eşarp saçın telini dahi göstermiyor, manto vücudun hatlarını dahi gizliyor, kalın çoraplar diz üstlerine kadar çıkıp teni kapatıyorsa, farz olan giyim hâsıl olmuştur. İşte bu giyim bir (fetva) gereğidir. Yâni mecburi olan kısımdır. Ayrıca bu giyimin üzerine bir de çarşaf ilâve eden olursa, elbette bu da bir (takvâ) gereğidir, tebrike şayân bir titizliktir. Kendini bütünüyle gizlemektir. Özetle; geniş bir eşarp, vücud hatlarını belli etmeyecek bolluk ve uzunlukta bir manto (pardesü, ferace, çarşaf), kalınca çorap, topukları kapalı ayakkabı, (fetva) gereği olan bir tesettürü temin etmektedir. Tesettürde İslamiyette kadınlar için herhangi bir kumaş sınırlaması yoktur sadece giyilen kumaşın, teni ve vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde olması gereklidir. Yani şeffaf ya da tül gibi kişinin içini gösteren kumaşlar tesettüre uygun değildir. Bu konu ile ilgili hadis-i şerifler mealen şu şekildedir :Hz. Aişe’nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma bir gün Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam’ın huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Rasulullah aleyhissalatu vesselam onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu : “Ya Esma, bir kadın buluğ çağına erince (yüzünü ve ellerini göstererek) bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz.” (Ebû Dâvud, Libas:31)
Sahih-i Müslim’de Ebû Hüreyre radıyallahu anh tarafından rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam, giyindiği halde çıplak olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların cehennemlik olduklarını, cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler. (Müslim, Libas,125)
Alkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder : “Abdurrahman’ın kızı Hafsa’nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Aişe’nin huzuruna girdi. Hz. Aişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı.” (Muvatta’, Libas, 4)Hz. Ömer radıyallahu anh ise, cam gibi şeffaf olmasa da, giyindiği zaman altını iyice belli eden elbisenin kadınlara giydirilmemesi hususunda mü’minlere ikazda bulunmuştur. (Beyhakî, Sünen, II/235) İmam Serahsi bu nakilden sonra, kadının giydiği elbise çok ince de olsa yine aynı hükmü taşır, şeklinde bir açıklama getirir. Daha sonra da, “Giyindiği halde açık” olan mealindeki hadisi kaydeder ve şöyle der: “Bu çeşit bir elbise şebeke (ağ) gibidir, örtünmeyi temin etmez. Bunun için yabancı erkeklerin bu şekilde giyinmiş bir kadına bakması helal olmaz.” (el-Mebsût, X/155) Elbisenin şeffaf olmasındaki ölçü, tenin rengini belli etmesidir. Dışarıdan bakıldığı zaman elbisenin altından insanın teni görünüyorsa, elbise ince de olsa, kalın da olsa böyle bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz. Bu mesele Halebî-i Sağir’de şöyle belirtilir:
Elbise altını, tenin rengini belli edecek şekilde ince olursa, bununla avret yeri örtülmüş olmaz. Fakat kalın olsa da, uzva yapışsa ve uzvun şeklini alsa (uzvun şekli görünür hâle gelse), bu durumda örtünme hasıl olduğu için men edilmemesi gerekir, namaz caiz olur. | Halebî-i Sağır s.141. l. Menânü’l-Celü, I/136Mesele diğer mezheplerde de aynı şekilde ifade edilir.