Ümmü Gülsüm, Peygamberimize İlticâ Ediyor

Yönetici · · 2 dk okuma

Hudeybiye Antlaşması’nın üzerinden fazla bir zaman geç­memişti ki Pey­gam­be­ri­mizin Mekke’deki azılı düşmanlarından Ukbe b. Ebî Muayt’ın Müs­lüman olan kızı Ümmü Gülsüm, bir yolunu bulup Medine’ye geldi; Resûl-i Ek­rem Efen­dimize iltica edip, “Yâ Re­sû­lal­ah! Ben, dinim için onların yanın­dan kaçıp ya­nına geldim! Beni koru, müş­riklere geri çevirme! Beni kâfirlere geri çe­vi­recek olur­san, bana işkence yaparlar, dinimden döndürmeye uğ­ra­şır­lar!”[1]de­di.

Bunun üzerine inen ayet, Peygamber Efendimizin nasıl hareket etmesi ge­rektiğini tayin etti: “Ey iman edenler! (Kendi ifadelerince) mü’min kadınlar, muhacir olarak geldikleri zaman onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını çok iyi bilendir. Fakat siz de mü’­min kadınlar olduklarını öğrenip kanaat geti­rir­seniz, onları kâfirlere dön­dür­meyin. Bunlar, onlara (kâfir kocalarına) helâl de­ğildir; onlar da bunlara helâl olmazlar. Kâfir kocalarının bu kadınlara ver­dik­leri mehri onlara (kâfirlere) verin. Sizin onları nikâhla almanızda, mehir­le­ri­ni verdiğiniz takdirde, üze­rinize bir günah yoktur. Artık kâfir olan kadınlarını­zı da nikâhınız altında tutmayın. Verdiğiniz mehri isteyin. Kâfirler de, size hic­ret eden mü’min kadınlara harcadıkları mehri istesinler. Bu, Al­lah’ın hükmü­dür; aranızda O hük­meder. Allah, hakkıyla bilendir, tam hüküm ve hikmet sa­hibidir.”[2]

Bu ayet-i kerime, Hudeybiye Sulhü’ndeki Medine’ye hic­ret ve iltica edecek Müslümanların iadesiyle ilgili maddenin, erkeklere mahsus olduğunu, dolayı­sıyla kadınlara şâmil bulunmadığını ortaya koyuyordu.

Bunun üzerine, Peygamber Efendimiz, müşriklerin ara­sından Medine’ye çı­kıp gelen erkekleri iade ettiği halde Müslüman kadınları geri çevirmedi. Nite­kim Ümmü Gülsüm’ü de, kardeşleri Velid b. Ukbe ile Umâre b. Ukbe, Me­di­ne’ye gelerek istedikleri zaman, Re­sûl-i Ekrem, “Muahededeki o şartın hük­mü­nü, Allah, kadınlar hakkında boz­du, ortadan kaldırdı!” buyurarak, Ümmü Gül­süm’ü on­lara teslim etmedi.

Bu ayetin nâzil olmasından sonra Mekke’den Medine’ye hicret eden kadın­lar, bir nevi imtihana tâbi tutuluyorlardı. Onlar, “Vallahi, biz, sadece Allah’a ve Re­sûlüne ve İslamiyete olan muhabbet ve bağlılığımızdan dolayı çıkıp geldik; yok­sa ne koca, ne mal, ne başkasına olan kin ve buğzumuz sebebiyle gelme­dik!” diye yemin ediyorlardı. Bunun üzerine, Medine’de kalmalarına müsaade edilip ge­ri çevrilmiyorlardı. Böyle yeminde bulunanların me­hir­le­ri de kocala­rına iade ediliyordu.[3]

Hz. Ömer’in, İki Hanımını Boşaması


İnen ayet-i kerimede ayrıca mü’minlere, “Kâfir olan kadınlarınızı artık ni­kâ­hınız altında tutmayın” diye emrediliyordu. Bunun üzerine Hz. Ömer, o za­ma­na kadar nikâhı altında bulunup Mekke’de oturan müşrik iki karısını bo­şadı.[4]

________________________________________________________
[1]İbn Sa’d, Tabakat, c. 8, s. 231.
[2]Mümtehine, 10.
[3]İbn Sa’d, a.g.e., c. 8, s. 230; İbn Seyyid, Uyûnü’l-Eser, c. 2, s. 127.
[4]İbn Sîre, c. 3, s. 341.

Sıkça Sorulan Sorular

Hudeybiye'de kadın mülteciler hakkında nasıl bir düzenleme yapıldı?
Hudeybiye Antlaşması başlangıçta hem erkek hem kadınların iade edilmesini öngörüyordu. Ancak Ümmü Gülsüm gibi Müslüman kadınların durumu üzerine nazil olan ayet, mü'mine kadınların kâfirlere iade edilemeyeceğini bildirdi.
Ümmü Gülsüm kimdir?
Ümmü Gülsüm, Peygamber Efendimizin azılı düşmanlarından Ukbe b. Ebî Muayt'ın kızıdır. Müslüman olunca Medine'ye kaçarak Peygamber Efendimize iltica etti.
Bu olayın hukuki sonucu ne oldu?
Nazil olan ayet, mü'mine kadınları müşrik kocalarına iade etmeyi yasakladı. Kadınların mehirleri iade edilecek, onlar ise Müslümanlarla evlendirilebilecekti; böylece antlaşmaya özel bir istisna getirildi.

Yorumlar

Henüz yorum yok
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanır.

İlk yorumu siz yazın

Bu yazı hakkındaki düşünceleriniz başkalarına da yol gösterir.

Giriş Yap

Hesabına erişmek için bilgilerini gir.

Şifremi unuttum
Hesabın yok mu? Üye Ol

Üye Ol

Birkaç saniyede ücretsiz hesabını oluştur.

Zaten üye misin? Giriş Yap